Oku

Darsa Yolun, Yalnız Yürürsün.

Ajandama yazmışım; “Darsa yolun, yalnız yürürsün.”

Otizmi düşünmüştüm; öyle ya “otizm” dar bir yol, dar ve uzuuuuun!

Ne çok isterdim biliyor musunuz; bana soranlara, “biz … yaptık ve Kağan’la otizmi yendik” diyebilmeyi.

Bunu sırf soranlara moral verebilme güzelliğini yaşamak için bile isterdim. Neler yaptım da iyileşti, neler yaptım da düzeldi, sayfalarca anlatırdım, hiç bıkmaz, usanmazdım. Biz çok ilerledik, çok yol aldık elbet, bunlara şükretmemem mümkün mü? Elhamdülillah! İnsan kötü günlerini, siyah bir çöp poşetine koyup, ağzını iyice büzüp atıveriyor. Yıllar süren tuvalet alışkanlığı kazandırma çalışmaları, ardı arkası kesilmeyen takıntılar. Unutmak lazım, geçmişe acıyarak bakmamak lazım, hele geleceğe asla! Çünkü gelecek güzel olacak ve hatta çok güzel!

Diyelim ki, doktora gittiniz ve doktor 5 dakika bile sürmeyen! muayenenin ardından size çocuğunuz otizmli dedi, ne yaparsınız?

İlk iş, o halısından tavanına kadar hafızanıza kazınmış muayenehaneden nefret etmek, orada olduğunuz anları hiç ama hiç, belki de ölene kadar hiç unutmayacak şekilde beyninize işlemek,

Ani bir ölümü inkar eder gibi, reddedip bir kaç saniye ve sonra kalbiniz yanmış halde hüngür hüngür ağlamak. Günlerce, aylarca ağlamak, hep ağlamak,

Eve gider gitmez, internette otizm hikayeleri aramak, tabi ki sonu güzel bitenleri,

Sonra geçen günler, aylar ve artık otizmi yavaş yavaş kabullenmeye başlamak ama umutsuzluk yok, her zaman çok ama çok büyük yollar alacağınıza inanarak.

Bana otizm ne diye soruyorlar, ne diyeceğimi bilemiyorum. Ee otizm işte, sosyal iletişim eksikliği.

Bir itirafım var, “otizm bir engel değil, farklılıktır!” cümlesine inanmıyordum, nasıl engel değil canım otizm, bırak çocuğu, etrafındaki herkese bile büyük bir engel. Anneye, babaya, kardeşe ve sonra diğerlerine. Sonra anladım ki otizmin tanımıydı kastedilen. Evet bir engel değildi fakat aklınıza gelebilecek en büyük, en fazla farklılıklar toplamıydı otizm:

“Su istiyor, fakat asla o bardaktan içmez.”

“Eve girer girmez çoraplarını çıkartır, herhalde ayakları yanıyor.”

“Sen şimdi tabağı bir kere masanın kenarına koydun ya tamam o illaki orada duracak, yeri değişemez.”

Çocuğunuzun diğerlerinden farklı olduğunu düşünüyorsanız, bundan zerre kadar dahi şüpheniz varsa durmayın.

Durmayın…

Hayat asıl şimdi başlıyor!

Previous Post Next Post

You Might Also Like

5 Comments

  • Reply Zeynep İpek 7 Nisan 2015 at 12:00

    Yaşanmayanlar hep uzak geliyor, başa gelenler de hep yalnız… Ama siz güçlüsünüz ve Kağan da şanslı… Umarım bütün “deniz kabuklarının” sizin gibi “denizleri” olur…

  • Reply Senem özdemir 7 Nisan 2015 at 12:05

    Hayırlı olsun çok ama çok sevindim ☺

  • Reply burcu numanoğlu 7 Nisan 2015 at 12:50

    Güzel yüreğini sevdiğim, okumalara doyamadığım kadın. Ne güzel yaptın da başladın. Kendi adıma çok teşekkür ederim. Sen hep yaz.

  • Reply Handegül 7 Nisan 2015 at 14:03

    Siz yalnız yürümediğinizi biliyorsunuz, yanınızda Kağan var ve sonu güzel bir yol olacak inşaAllah. İnsanlara umut olduğunuzun farkındasınızdır umarım…

    Blog yazmanıza da inanılmaz sevindim. İnstagramda tadına doyamıyorduk…

    Sevgiler.

  • Reply Arzu ürkmez 7 Nisan 2015 at 18:55

    Yazdıkların öyle dokunuyor ki, bir gün okumasam merak ediyorum… Çok iyi olmuş burada da yazman, hem daha uzun yazarsın, bol bol okuruz… İç Dünyanın penceresi yazmak senin için, bakmamıza izin verdiğin için teşekkürler… Tanımak için illa ki tanışmak gerekmez insanlarla. Yüzünü görmeden de tanışabiliriz öyle değil mi?

  • Leave a Reply